“Sanayide İnovasyon ve Verimlilik Paneli” İzmir’de Gerçekleştirildi

 

“Sanayide İnovasyon ve Verimlilik Paneli” İzmir’de Gerçekleştirildi

2014 Verimlilik Haftası kapsamında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) işbirliğiyle düzenlenen “Sanayide İnovasyon ve Verimlilik Paneli” İzmir’de gerçekleştirildi. EBSO Meclis Salonu’nda 4 Haziran 2014 tarihinde düzenlenen panele üniversitelerden, kamu kuruluşlarından, sanayi ve ticaret kesiminde faaliyet gösteren işletmelerden ve sivil toplum kuruluşlarından yaklaşık 90 kişi katıldı.  

Panelin açılış konuşmasını yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürü Anıl Yılmaz, Verimlilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenledikleri törende ödül alan 24 firma içerisinde Ege Bölgesi’nden sanayicilerin önemli ölçüde yer almasından mutluluk duyduklarını söyledi. Türkiye’de verimlilik kültürünün genellikle büyük ölçekli firmalarda yaygın olduğunu ancak bunun küçük işletmelerde de yaygınlaşması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Türkiye’de firmaların yüzde 99’unun KOBİ olması sebebiyle verimlilik artışını sağlamak biraz zaman alıyor. Firmalarımızı orta ve büyük işletmeler düzeyine getirmemiz, verimliliği nicelik ve nitelik olarak artırmamız gerekiyor. Avrupa’daki KOBİ’lerde işgücü verimlilik faktörü büyük işletmelere göre 3 kat düşük iken Türkiye’de küçük işletmelerde verimlilik faktörü 6 kat düşük düzeyde bulunuyor. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması ve orta gelir tuzağını atlamak için verimlilik artışını sağlamamız gerekli” diye konuştu.

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdoğan Çiçekçi de, küresel ekonomik kriz nedeniyle geleceğe dönük stratejik politikaların, üretimde yapısal değişimlerin önem kazandığını belirtirken, “Tüm bunlar Türkiye’nin özellikle de Türk iş dünyasının, zayıf ve güçlü yönlerini, fırsat ve tehditlerini iyi değerlendirerek, geleceğini çok iyi planlaması gerektiğini göstermiştir. Bugün rekabet gücünü artırmanın yolu katma değerli ürünlerden, katma değeri artırmanın yolu da her fırsatta altını çizdiğimiz Ar-Ge, inovasyon ve markaya yönelmekten geçmektedir” dedi. Girişimci bir ruha sahip olan Türk insanının ne yazık ki benzer bir başarıyı yenilikçi olma konusunda gerçekleştiremediğini belirten Çiçekçi, bunda eğitim sisteminin temel yapısı ile işletmelerin yüzde 99’a yakınının KOBİ yapısının etkili olduğunu ileri sürdü. Erdoğan Çiçekçi, batıdan doğuya kayan üretim ekseninde Türkiye’nin olmak istediği yer için attığı, atacağı adımların önem taşıdığını, avantajların da bu doğrultuda desteklenmesini vurgularken, sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomik ve stratejik konumunu her geçen gün güçlendiren Türkiye’de üretimin ve büyümenin sağlıklı bir yapıda sürdürülebilir olması esastır. Zira hizmet sektörüne yönelen ülkelerin girdiği çıkmazı dikkate aldığımızda, “Üretim yoksa kalkınmak hayaldir” sloganımızda ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gördük. Ne yazık ki tek başına üretim de etkili olmamaktadır. İşte bu noktada inovasyon devreye girmektedir. Dünyada 17. büyük ekonomi olan Türkiye, küresel yenilikçilik endeksinde 2007 yılında 107 ülkede 45. iken, 2013 yılında 79 ülkede 68. sırada yer almıştır. Son 6 yılda 23 basamak gerilemiş isek, mutlaka bunun bir açıklaması olmalıdır.” Bireylerden şirketlere ve ülke ekonomisine kadar verimlilikte hangi düzeyde olduğumuzun da önemine işaret eden Çiçekçi, “Artan rekabet koşulları ve küreselleşme, iş yapma şekillerinde ve piyasa şartlarındaki değişim verimli kalabilmeyi bugün dünden daha zorunlu bir hale getirmiştir” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından İzmir Kalkınma Ajansı Planlama, Programlama ve Koordinasyon Birimi Başkanı Murat Çelik, “İzmir’in Yenilik (İnovasyon) Stratejisi” konulu bir sunum yaptı. İZKA, EBİLTEM ve TÜİK işbirliği ile hazırlanan İzmir’in Yenilik Stratejisi çalışmasında İzmir’in mevcut Ar-Ge ve yenilik potansiyelinin ve bu potansiyeli oluşturan unsurların tespit edildiğini, İzmir’in Ar-Ge ve yenilik gücünü artıracak faaliyetlerin ortaya konularak planlandığını, buna yönelik strateji önerilerinin oluşturulduğunu ve böylece İzmir’in Yenilik Ekosistemi Haritası’nın çıkarıldığını ifade etti. Çalışma sonucunda İzmir için belirlenen 6 adet stratejik önceliği; girişimcilik ve yenilik ekosisteminin iyileştirilmesi, araştırma ve yenilik altyapısının güçlendirilmesi, bilim ve teknoloji alanında kurumsal yapılanma ve kapasitenin geliştirilmesi, bilim ve teknoloji alanında insan kaynaklarının geliştirilmesi, araştırma sonuçlarının patentlenmesi ve ticarileşmesinin desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması olarak sıralayan Çelik, İzmir’in yenilik stratejisinin, “teknoloji ithal eden ve kullanan değil, teknoloji üreten ve ihraç eden; yeni ürünleri, üretim süreçleri yüksek katma değer yaratabilen bir İzmir” olduğunu belirterek, bu konuda 2011 yılından bu yana uygulanan Mali Destek Programları ve İzmir Yenilik Fonu hakkında bilgiler verdi. İZKA olarak tüm çalışmalarında ortak akıl oluşturmayı önemsediklerini, son dönemde gündeme gelen eko – inovasyon konusuna büyük önem verdiklerini bildirdi. 

Bu sunumun ardından İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Mustafa Güden’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi temsilcisi Dr. Emrah Tomur, EBİLTEM Teknoloji Transfer Ofisi Yürütücüsü Doç. Dr. Serdal Temel, Yaşar Üniversitesi Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Selçuk Karaata, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Bayram ve Sentes-Bir A.Ş. temsilcisi Çağrı Gürbüz de inovasyon, teknoloji odaklı şirketler ve verimlilik kavramları üzerinde durarak kurumlarının bölgesel inovasyona katkılarını ve Türkiye’den inovasyon örneklerini ortaya koydular.

İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi Genel Koordinatörü Dr. Emrah Tomur, inovasyonun tanımını yaparak, İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün bu alandaki çalışmalarını, başarılarını aktardı. Ar-Ge ve verimlilik ilişkisi üzerinde duran Tomur, Ar-Ge projelerinin başarı şansının düşük, ticari geri dönüşünün uzun olduğunu ifade etti. Ayrıca Ar-Ge birimleri için nitelikli personel bulmanın zorluğunu, bu birimlerin şirketler için gider merkezi olduğunu, Ar-Ge’nin muhasebeleştirilmesinin zor olduğunu ve geleneksel şirket süreçlerinin Ar-Ge’ye uygun olmadığını belirtti. Şirketlerde Ar-Ge projeleri için farklı proje yönetim tekniklerinin uygulanması gerektiğini, bunun aynı zamanda teknoloji yönetimi gibi düşünülmesinin önemini vurgulayarak Ar-Ge, Pazarlama, Üretim ve Finans birimlerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini, devrimsel atılımlar yerine evrimsel adımlar atılması gerektiğini, departman içi gruplar yerine departmanlar arası takımlarla çalışılması gerektiğini ifade etti. Çeyrek yüzyıl öncesine kadar, Ar-Ge bakımından “ağır sıklet” şirketlerin çok daha avantajlı olduğunun düşünüldüğünü söyleyen Tomur, günümüzde ise, “KOBİ sıklet” şirketlerin de kendi başlarına ve/veya bu sıklet içinde ya da ağır sıklet ile ağdoku modellerine giderek ar-ge’de belirgin yol aldıklarının görüldüğünü açıkladı.     

EBİLTEM TTO yürütücüsü Doç. Dr. Serdal Temel ise teknoloji rekabet ilişkisi üzerinde durarak, bir bölgede inovasyon ekonomisinin başarısı için araştırıcı insan gücüne, yeni fikirlerin üretilmesine, fikirlerin yayılmasını sağlayan ortama/ara yüzey kuruluşlara, girişimci insan gücü ve girişim sermayesine, inovasyon ve Ar-Ge’yi destekleyen mekanizmalara ihtiyaç olduğunu belirtti. İnovasyonun çok riskli bir yatırım olduğunu bu konuda devlet desteğinin mutlaka gerektiğini ifade etti. Şu anda ülkemizde bu desteğin henüz 20 – 25 yıllık bir geçmişi olduğunu, firmaların rekabet faktörü olarak hala fiyatı en önemli faktör olarak gördüğünü, inovasyonun dördüncü sırada yer aldığını, asıl yapılması gerekenin Ar-Ge’nin verimlilik ve inovasyonla desteklenmesi olduğunu vurguladı. İzmir inovasyon ekosistemi ve bunun içinde üniversiteler, STK’lar, araştırma birimleri, kolaylaştırıcı kuruluşlar, üreticiler, yenilik üretim alanları işlevlerine değinen Temel, EBİLTEM TTO’nun 16 yıldır TTO olarak hizmet veren ve ulusal ve uluslararası tanınırlığı olan bir merkez olduğunu belirterek merkezin çalışmaları ve destekleri hakkında bilgi verdi.

Yaşar Üniversitesi Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Selçuk Karaata ise Türkiye’nin inovasyon altyapısı üzerinde durarak bir inovasyon seferberliği için gücümüz olup olmadığı konusunda değerlendirmelerde bulundu. Bunu sağlamak için başarı koşullarını ise, “toplumsal mutabakat”, “sahiplenme”, “yaşam boyu öğrenim”, “yaratıcı ve yenilikçi olmak” ve “paradigma değişimi” olarak açıkladı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Üniversite-Sanayi Araştırma Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Bayram konuşmasında, İZKA’nın mali destek programı kapsamında desteklenen Entegre Yenilenebilir Enerji Ulaşım Modeli konusunda açıklamalar yaptı. Proje ile yenilenebilir enerji kaynaklarının günlük hayatta ulaşım üzerinde kullanılabileceğine vurgu yaparak toplumda farkındalığın arttırılmasının amaçlandığını belirtti. Bayram, “İleride diğer kampüs ve illerimizde de uygulanabilecek olan, tasarımı ve üretimi üniversitemiz laboratuvarlarında yapılan elektrikli otomobiller kampüs içi ulaşımda kullanılacak, bu araçların şarjlarının güneş enerjisinden elde edilecek elektrik ile kampüs içi şarj istasyonlarında gerçekleştirilebileceği bir ulaşım modeli kurulacaktır. Güneş enerjisinden yararlanmada kullanılan fotovoltaik piller üniversitemiz laboratuvarlarında üretilecek, aynı şekilde tasarlanıp üretilecek tekne ile de bu modelin deniz ulaşımında da uygulaması gerçekleştirilecektir” diye konuştu. Bayram ayrıca, Dokuz Eylül Üniversitesi
Üniversite-Sanayi Araştırma Uygulama Merkezi,  Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve Dokuz Eylül Teknoloji Transfer Ofisi hakkında bilgiler verdi.

Sentes-Bir A.Ş. temsilcisi Çağrı Gürbüz, İZKA’nın açtığı 2011 Teknolojik Üretim ve Yenilik programına Nikel-Bor ve Kobalt-Bor alaşımlarının üretimlerinin sanayiye aktarımı olarak başvurduklarını ve projeyi başarıyla tamamladıklarını belirtti. Proje ile çok kapsamlı destek aldıklarını, uygulamada şirket olarak hammadde maliyetinin azalması, rekabetçilik gücündeki artış ve alaşım içerisindeki bor miktarının önceden bilinmesi ile üretimde zaman kazancı, azalan stok maliyeti, analiz yeteneği, üniversite Ar-Ge faaliyetinin ekonomik faydaya dönüşmesi, yerli bir maden için yurt dışına katma değer ödememe gibi çok yönlü kazançları olduğundan söz etti.

Panel, soru-cevap bölümünün ardından konuşmacılara plaketlerinin verilmesiyle sona erdi.

 

Kaynak Link: http://www.milliyet.com.tr/ebso-da-verimlilik-haftasi-etkinligi-izmir-yerelhaber-232820/