Açılış Töreni

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “2014 Verimlilik Haftası”nın açılış törenine; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, Müsteşar Prof. Dr. Ersan Aslan,  Ak Parti Gümüşhane Milletvekili Doç. Dr. Kemalettin Aydın, ASO Başkanı Nurettin Özdebir, TESK Başkanı Bendevi Palandöken, TÜMSİAD Başkanı Dr. Hasan Sert, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik A.Ş. Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, birçok kamu ve özel kurumun yöneticileri ve temsilcilerinin yanında akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Verimlilik Haftası Kutlama Mesajı

“Verimlilik gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkeler için üzerinde önemle
durulması gereken bir konudur. Türkiye geleceğin lider ülkesi olmak istiyorsa
kaynaklarını en verimli şekilde kullanmalı, kaliteli ürün ve hizmet sunmalı, israftan
kaçınmalıdır. İnanıyorum ki eğitim kalitesini, üretim yöntemlerini geliştirerek,
araştırma, geliştirme faaliyetlerine daha çok ağırlık vererek, kaynaklarımızı daha
verimli kullanacak ve hızlı büyümemize devam edeceğiz. Bu düşüncelerle Verimlilik Haftası kapsamında düzenlenen etkinliklerin verimlilik bilincinin geliştirilmesine, yaygınlaşmasına katkı sağlamasını diliyorum.”

Verimlilik, hayatın her alanını ilgilendiren bir konu

Törenin açılışında konuşma yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, verimliliğin sadece sanayiyi ve ekonomiyi değil, hayatın her alanını, 77 milyon vatandaşın her birini ilgilendiren çok önemli bir konu olduğunu, Verimlilik Haftası boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılacak etkinliklerle bu konunun önemini vurgulamaya ve toplumun değişik kesimlerinin bu konuya ilgisini artırmaya çalışacaklarını söyledi. Işık, hafta kapsamında orta öğretim ve lise öğrencilerine yönelik etkinlikler ve yarışmaların yanında eko-verimlilik, yavaş/sakin şehirler, temiz üretim, yalın düşünce gibi sanayiye yönelik konularda panel, çalıştay ve atölye çalışmalarının gerçekleştirileceğini ifade etti.

Bakan Işık, konuşmasında Türkiye ekonomisinin son 12 yılda büyük değişim geçirdiğini, önemli başarılara imza attığını belirterek, “Ülkemizde yapısal bir dönüşüm gerçekleştirdik, büyüme, ticaret hacmi ve sermaye hareketleri alanında başarılı bir performans sergiledik” dedi. Yılsonunda, 2014 için belirlenen büyüme hedefinin yakalanacağının düşünüldüğünü dile getiren Işık, “İçinde bulunduğumuz küresel konjonktürü hesaba kattığımızda, yıllık yüzde 4 civarında gerçekleşecek bir büyüme, gerçekten de ciddi bir başarı olarak görülmelidir. Ancak yıllık ortalama yüzde 4-5 seviyesinde büyüme, bizi 2023 hedeflerimize ulaştıramaz. Yıllık ortalama büyüme hızımızı sürdürülebilir şekilde yüzde 7 seviyesine çıkarmamız gerekiyor” diye konuştu.

Verimlilik düzeyi, büyümenin önemli parametrelerinden biri

Etkinlik ve verimliliğin, insan kaynağının, entelektüel kapasitenin, Ar-Ge harcamalarının, nicelik ve niteliğin senkronize şekilde artırılması gerektiğine dikkat çeken Bakan Işık, “İş yapma tarzımızı ve rekabet algımızın kültürel temellerini de sürekli gözden geçirmeli, eski köye yeni adetler getirmeliyiz. Rekabet gücünü, mevcut pazar payıyla tanımlamak yerine, sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak üretim faktörlerinin tümünü kapsayan verimlilik düzeyi olarak görmeliyiz” dedi. Verimlilik düzeyinin, büyümenin önemli parametrelerinden biri olduğunu belirten Işık, Türkiye’nin verimlilik artış hızında iyi bir düzeyde olduğunu söyledi. 2023 yılında Türkiye’nin yıllık büyümesinde Toplam Faktör Verimliliğinin payının en az yüzde 30 olmasını hedeflediklerini anlatan Işık, üretim odaklı ekonomilerin sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirebilmeleri için mutlak olarak verimlilik artışı sağlamaları gerektiğini söyledi.

Konuşmasında, Verimlilik Stratejisi ve Eylem Planı’na da değinen Bakan Işık, “Verimlilik alanındaki tüm çalışmalarımıza yön verecek bir çerçeve belge niteliğinde olan Verimlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nın hazırlıklarını tamamladık. Verimlilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında öncelikli olarak imalat sanayinde verimlilik düzeylerini artırmaya odaklandık. Yalnızca işgücü ve sermayenin verimlilik düzeylerinin artırılmasına değil, doğal kaynaklar, hammadde ve diğer çevresel faktörlerin de daha verimli bir biçimde kullanılmasına yoğunlaştık. Strateji ve Eylem Planının hazırlık sürecinde, 290 binden fazla KOBİ’ye ulaştık, 1.200’ün üzerinde KOBİ’nin katkısını anket yoluyla aldık. Yine 350 büyük işletmenin üst ve orta düzey yöneticilerinin görüşlerine başvurduk. Türkiye’de verimlilikle ilgili alanlarda öne çıkan akademisyenlerle derinlemesine mülakatlar yaptık. Strateji belgemizi, ‘İşgücünün Niteliği ve İstihdam’, ‘İş ve Yatırım Ortamı’, ‘Sürdürülebilir Üretim’, ‘Firmaların Ar-Ge, Yenilik ve Verimlilik Uygulama Kapasitesi’ olmak üzere dört temel dönüşüm alanı üzerinde inşa ettik. Verimlilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında 2017 sonuna kadar altı hedef altında 89 eylem gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

Verimlilik artışında süreklilik sağlamak için bu konuda farkındalığı yüksek bireyler yetiştirilmesi gerektiğini belirten Bakan Işık, “Hükümet olarak ekonomiden eğitime, sanayiden hizmet sektörüne kadar tüm alanlarda verimliliği ve inovasyonu temel alıyoruz. Gereksiz yere açık bıraktığımız bir lamba, en temel insan hakları konusunda bile yapılan kısır bir tartışma, Soma’da yaşanan iş güvenliği gibi önemli bir alana yönelik ihmaller. Küçük büyük demeden, vaktimizi, enerjimizi israf eden hatta hayatlara mal olan bu tür yanlışların her birini, hep birlikte düzeltmeliyiz, düzelteceğiz” şeklinde konuştu.

 

Verimlilik, kalkınma yarışında Türkiye’yi öne çıkartacak bir kavram

Verimlilik Genel Müdürü Anıl Yılmaz, verimlilik kelimesinin gündelik konuşmalarda sıklıkla kullanılmasına rağmen ülke olarak bu kavrama daha fazla önem verilmesinin, kalkınma yarışında Türkiye’yi öne çıkartacağını söyledi.  Hayatın her alanına dair verimlilik arayışını canlı tutmak için Verimlilik Haftası’nı düzenlediklerini belirten Yılmaz, Hafta’nın hazırlık çalışmaları boyunca firmalardan, öğrencilerden ve toplumun farklı kesimlerinden oldukça yoğun bir ilgi ve işbirliği desteğiyle karşılaştıklarını belirtti.

Gelecekte ‘verim ekonomisi’ olmamız için yeni nesillerde verimlilik bilincini sağlamalıyız

Verimlilik Proje Ödülleri hazırlık çalışmaları konusunda bilgi veren Yılmaz, 33 ilden çoğunluğu büyük ölçekli işletmelerden 150 proje başvurusu yapıldığını vurgulayarak konuşmasına şöyle devam etti: “İmalat sanayinin bazı alt sektörlerinde büyük ölçekli firmalarla KOBİ’ler arasında 5-6 kata varan verimlilik farkları var. KOBİ’lerin verimlilik artırma çalışmalarına daha fazla katılım sağlaması gerekiyor. Biz de Bakanlık olarak bu konuda üzerimize düşenleri yapmak için çalışıyoruz.” Ödül sürecinde bağımsız değerlendiricilerin gönüllü olarak görev aldıklarını belirten Yılmaz, “Tamamı alanlarında son derece yetkin akademisyenler ve sektörlerden profesyonel değerlendiriciler, tamamen gönüllülük esasıyla, herhangi bir maddi karşılık beklemeden bu görevi yaptılar” dedi. Temel eğitim ve ortaöğretim öğrencilerine yönelik düzenlenen “Fikir ve Kısa Film Yarışması” hakkında da bilgi veren Yılmaz, “Yeni nesillerde verimlilik bilincinin sağlanması, gelecekte ‘verim ekonomisi’ olmamız ve gelecek nesillere sürdürülebilir bir ülke bırakmamız için şarttır” dedi. Hafta boyunca Ankara, İzmir, Kocaeli, Adana, Konya, Balıkesir, Elazığ, Samsun ve Tokat illerinde “Eko-Verimlilik, “İnovasyon”, “Yalın Üretim, “Ekonomik Büyüme ve Verimlilik”, “Temiz Üretim”, “Enerji Verimliliği” ve “Yavaş Şehirler” gibi birçok konuda panellerin düzenlendiğini bildiren Yılmaz, Verimlilik Haftası hazırlıkları süresince destek olan tüm kamu ve özel sektör kurum ve kuruluş yöneticilerine ve akademisyenlere teşekkür etti.   

Stratejimiz; sürdürülebilir ve kârlı büyüme

Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik A.Ş. Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, Verimlilik Haftası’nın, verimlilik konusunu gündemde üst sıralara taşıyarak, bu konudaki hem kurumsal hem de bireysel farkındalığı artıracağını söyledi.  Konuşmasında, Arçelik’in ve Beko’nun Avrupa’da ve dünyadaki konumu hakkında bilgi veren Çakıroğlu, Arçelik’in toplam 25 bin çalışanıyla 8’i Türkiye’de olmak üzere 5 ülkede 14 üretim tesisiyle faaliyet gösterdiğini ve 130’un üzerinde ülkede ürün ve hizmet sattığını söyledi. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’yı içine alan coğrafyanın dünya beyaz eşya sektörünün yüzde 46’sını oluşturduğunu, Arçelik’in bu coğrafyada 2013 sonu itibarıyla ikinci sıraya yükseldiğini belirten Çakıroğlu, Beko’nun ise son beş yılda Avrupa’da pazar payını en çok artıran marka olduğunu, 2013 sonu itibarıyla da Avrupa pazarında ikinci büyük marka konumuna yükseldiğini belirtti.

 

Kaynak verimliliğine son derece önem veriyoruz

Sürdürülebilir ve kârlı büyüme stratejisiyle çalıştıklarını ifade eden Çakıroğlu, kaynak verimliliğine son derece önem verdiklerini belirterek, “Verimliliğin, rekabetçi sürdürülebilir iş modelinin en önemli koşullardan biri olduğuna inanıyoruz” dedi. Enerji verimliliği ile su verimliliğinin sektörün en önemli ayırt edici özellikler arasında yer aldığını vurgulayan Çakıroğlu, “Türkiye’de elektriğin yaklaşık yüzde 24’ünün hane halkı tarafından evlerde tüketildiğini görüyoruz. Bu enerji sarfiyatının yaklaşık yüzde 60’ı da televizyon ve klima dâhil olmak üzere beyaz eşya ürünleri kullanılarak harcanıyor. Ürünlerin enerji verimliliğini artırabilmek için yaptığımız çalışmalar öncelikle hane halkının bu konudaki harcamalarını azaltıp bütçelerine katkıda bulunurken ülkemizin enerji ihtiyacını azaltması adına da ekonomimize doğrudan önemli katkı sağlıyor” dedi. Enerji kullanımındaki azalmanın çevreye doğrudan etkisinin olduğunun altını çizen Çakıroğlu, Avrupa Enerji Ajansı’nın yaptığı tahminlerde karbon emisyonunu azaltabilmek için etkili olabilecek faktörler arasında enerji verimliliğinin en yüksek sırada yer aldığını söyledi. Türkiye’deki buzdolabı başına elektrik tüketiminden hareketle mevcut ürünlerin daha verimli ürünlerle değiştirilmesi durumunda ortaya çıkabilecek enerji tasarrufuna da değinen Çakıroğlu, “Ülkemizde yaklaşık 24 milyon buzdolabı kullanılıyor. Bunun 15 milyon civarının düşük enerji verimli ürünlerden oluştuğunu hesaplıyoruz. Bakanlığımızın 1 Temmuz 2013 tarihinden itibaren yürürlüğe koyduğu Eko Tasarım Yönetmeliği sonucunda A+ seviyesinden daha düşük buzdolaplarının üretilmesi ve ithal edilmesi yasaklandı. Piyasadaki düşük enerji verimli buzdolapları A+ buzdolapları ile değiştirilirse her yıl bir Keban Barajı’nın elektrik üretimine eşit miktarda tasarruf yapacağımızı hesaplıyoruz. Bu ürünleri A+++ ürünlerle değiştirirsek bu kez her yıl itibarıyla iki Keban Barajı büyüklüğünde enerji tasarrufu yapabileceğiz” şeklinde konuştu.

İşletmelerin verimlilik hedeflerine katkıda bulunma hedefiyle çalışıyoruz

Verimlilik Haftası’nın, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında son derece önemli bir rol oynayan verimlilik konusunda farkındalığı ve bilinçlendirmeyi artıracağına inandıklarını belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, “Verimlilik, ülkelerin kötü olan ekonomik gidişatını değiştirmek ya da mevcut ekonomik gidişatında sıçrama yapmak için çizmeye çalıştıkları yol haritasının olmazsa olmaz unsurlarından birini oluşturmaktadır” dedi. İşletmelerin verimlilik konusunu içselleştirmesinin ve stratejilerine entegre etmesinin önemli olduğunu dile getiren Süel, işletmelerin verimlilik hedeflerine katkıda bulunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Değişimin ve dönüşümün liderliğini yapmaya çalıştıklarını belirten Süel, “Data (veri) bugün mobil teknolojinin olmazsa olmaz bir ürünüdür. 2009 yılında sunmaya başladığımız 3G hizmetleriyle beraber data artık hayatımızda önemli bir yere sahip oldu. Artan akıllı telefonlar, bireylerin ve kurumların daha fazla data kullanması sayesinde bugün ülkemiz bir dijital dönüşüm yaşıyor. Bu dijital dönüşümde sunulan geniş bant hizmetleriyle sektörlerde, şirketlerde önemli verimlilik çözümleri sunma şansına sahip oluyoruz. Bugün şirketlere, kurumlara sunduğumuz uçtan uca iletişim çözümleriyle verimliliği sağlayabiliyoruz. Makinadan makinaya dediğimiz sim kartlar aracılığıyla birbirleri arasında iletişim sağlayabilen sistemleri dizayn ettik. Bu sistemleri kurumlara sunarak verimlilik sağlayabiliyoruz” diye konuştu. 2020 yılında dünyada 50 milyar makinanın birbiri arasında mobil teknoloji üzerinden konuşmasının beklendiğini söyleyen Süel, “Ormanlara yerleştirdiğimiz sensörlerle orman yangınlarının ciddi bir derecede önüne geçebiliyoruz. Orman yangınlarındaki en önemli verimlilik faktörlerinden biri olan orman yangınına müdahale süresini kısalttığımızda doğaya önemli bir katkıda bulunabiliyoruz” dedi.  Yapılan araştırmalara göre 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 70’inin şehirlerde yaşayacağının tahmin edildiğini belirten Süel, “Şehirlerle ilgili bugünden adım atmamız gerekiyor. Mobil telekomünikasyon ürün ve hizmetler; e-belediye işlemlerinin interaktif olarak yapılması, enerji sayaçlarında takip uygulamaları, çöp toplama otomasyonu, çim sulama otomasyonu, kaçak su takibi, akıllı durak uygulamaları, trafik yoğunluk uygulaması projeleri gibi uygulamaları kapsamaktadır. Nüfusun yoğun olduğu bölgelerde daha verimli, daha akıllı sistemler getireceksek mobil çözümler bunun için güzel bir anahtar görevi görüyor” şeklinde konuştu. Kore, Almanya ve Japonya gibi ülkelerin zamanında oldukça büyük yatırımlar yapmış olduklarını, fiber omurgalarını kurduklarını sözlerine ekleyen Süel, Türkiye’deki fiber omurgasının yeterli olmadığını, Türkiye’nin iyi bir noktaya gelebilmesi için fiber gelişimi konusunda daha fazla adımlar atmak zorunda olduğunun altını çizdi.